Posted by: milamber on: Mart 2, 2009
Sözcükler bütün içtenliği ile ağzından dökülüyordu. Vücud hareketleri birbirleri ile uyumlu, duruşu asil, kendinden emindi.
Bize hat sanatını mı anlattı? Yoksa yitirdiğimiz değerleri, kaybetmeye yüz tutmuş kimliğimizi mi? Belki de hayatı, kulluğu, İslâmı, tasavvufu kendi sanatı ile resmetti. O konuştu, biz sustuk… Daha fazla anlatmasını, bize başka manaları temsil dürbünüyle göstermesini bekledik ve dinledik.
“Hat sanatı, kalemi sevk etmeyi öğrenmektir” dedi. “Kalem mübarek ve kutsal bir araçtır, Kur’an-ı Kerim’de bir sûrenin adıdır ve üzerine yemin edilmiştir” dedi. “Sadece kutsal değerlerin üzerine yemin edilir…”. “Hat sanatı madem kalemi sevk etmeyi öğrenmektir, o halde hat ile uğraşmak mübarek bir iştir” diye de ekledi…
“Kalemin ucunu şakk etmeyi, kaleme destûr vermeyi ve “Konuş ya Kalem!” ” demeyi gösterdi. Kalemin sıradan bir araç olmadığını öğretti bizlere.
Mürekkebin hangi şartlar sonrasında elde edildiğini ve tek bir damlasının bile israfının bu sanata saygısızlık demek olduğunu… Peki mürekkebin nasıl yapıldığını biliyor musunuz? Kırtasiyeden alınmazmış tabi ki, hattatlar kendileri imal ederlermiş. Camilerin belli noktalarına çanaklar konulur. Bu canaklara çöken “isi” başka maddelerle karıştırarak, Kâbe yoluna gidecek develere koyarlarmış. Develer sallana sallana gide ve gele dursunlar, bizim maddemiz(mürekkeb adayı) iyice karışmış, Kâbe’yi de görmesi ile hacı olmuş olarak Hattatlara geri dönermiş.
Kalem özel bir bıçakla açılır ve artıkları ölene kadar hattat tarafından saklanır. Zira, bu artıklar gün gelir, kazanı ısıtacak odunu tutuşturma görevini üstelenir.
Kağıt da büyük bir dikkat ve titizlikle kullanılır. Boş ve “işlevsiz” bir nokta bırakılmaz, her tarafı bir mana eşliğinde kullanır.
Aynı içinde bulunduğumuz yerdeki kütüphane(aşağıda resmi var) gibi. Yüksek tavanlı bu mekandaki “boşluk” kütüphane ile anlam kazanmış, kitapların ömrüne arttırmaya vesile olmuş, haşeratlardan korumuş ve nice manalara barınak olmuş…
Hamit Aytaç ‘tan icâzet almış, onun elinde pişmiş olan Hüseyin Kutlu Hocam ile birkaç saat, bizleri doldurdu, manen doyurdu. Allah razı olsun…
Albeo theme by Design Disease