Milamber

I see “GO Problems”

Posted by: milamber on: Ağustos 24, 2010

GO

Posted by: milamber on: Ağustos 4, 2010

Bugün, Eylül’ün 9′u, 1978,
Avuçime ince bir disk aldım,
İhtiyaç duyulan üç yüz altmıştan birini
Kozmik bir oyun olan Go oynamak için,
Doğunun öteki satrancı.

En eski yazılardan bile daha eski
ve tahtası kainatın bir haritası.
Varyasyonları, siyah-ve-beyaz içinde,
Sonsuzluğu tüketiyor.
Go’da, aşkta olduğu gibi, erkekler kendilerini kaybederler ve günü.

Bugün, Eylül’ün 9′u, 1978,
Ben, çoğu şeye cahil kalmış olan,
Bir diğerine de cahil kaldığımı gördüm;
ve şükrettim Tanrıya asla benim olmayacak olan
Bu labirenti ilham ettiği için…

Jorge Luis Borges

Kaynak

Tutmayı Bileceksin

Posted by: milamber on: Temmuz 22, 2010

IPHONE-4

Önceliklendirme ve Odaklanma

Posted by: milamber on: Haziran 4, 2010

Yapılması gereken işleri proje ya da ürün bazında gruplandırıp, önceliklendirmek; proje proje, ürün ürün odaklanıp işleri bitirmek başarım ve sonuç bakımından daha etkili bir yöntemdir. Yaygın, yanlış yöntemlerden biri olan “bütün işler önemli ve acil; biraz bundan biraz şundan yaparsın” ise, zamanla sıkıntılı ve motivasyon düşürücü hal alır. Aşağıdaki görselleri inceleyelim :

Görsellerde de görüldüğü gibi, bitirilmesi gereken 3′er birimlik 3 farklı ürün var. Odaklanmadan, her ürüne ait bir birimlik işleri bitirip sonrakine geçtiğimiz takdirde; A ürünü 5 ayda, B ürünü, 6 ayda, C ürünü 7 ayda bitiyor. Odaklanarak ürün ürün işler üzerinde çalışılsa; A ürünü 2 ayda, B ürünü 4 ayda, C ürünü 7 ayda bitiyor. Ayrıca, iki yaklaşım arasında kalite farkı da olacaktır.

Bunu formülle gösterirsek;

Toplam Süreç Zamanı = Toplam Süreç Adeti / Ortalama Bitirme Süresi

1 iş ortalama 1 ayda biterse; O iş; 1 / 1 = 1 ayda biter.
2 işi aynı anda yaparsak; 2 / 1 = 2 ayda iki iş de aynı anda biter.

Görüldüğü gibi, bir işi çabuk bitirmek istiyorsak, araya başka bir iş daha sokmamak gerekiyor.

Yararlanılan Kaynak : Introduction to Lean Software Management, Henrik Kniberg

Güzel düşün, güzel üret

Posted by: milamber on: Haziran 2, 2010

“Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır” sözünü duymuşuzdur. Toyota kültüründe de bu söz yer etmiş anlaşılan, hatta ürün geliştirme ve üretimlerinde şiar edinmişler :

Kimisi “güzel söz” der geçer, kimisi de günlük uğraşına çeşni olarak katar.

Robinson Crusoe and Sıradışılık

Posted by: milamber on: Şubat 14, 2010

Arkadaşımın tavsiyesi üzerine Robinson Crusoe‘u ziyaret ettim. Küçük bir mekan; ama mekanda kullanılmış renk tonları, görevlilerin sakinliği ve kitaplarla içiçe, sıcak bir ortam olması mekanı insanın gözünde büyültüyor.

Uzun zamandır satın almayı planladığım kitabı aldım. Kitabı bir kese kağıdına koyup elime tutuşturdular. Yanlış duymadınız, kese kağıdı… O kadar çok hoşuma gitti ki anlatamam. Sanki sıcak bir poğaça almışçasına ve hissettiğim tüm açlığımda İstiklal Caddesi’ni arşınlayıp evime vardım.

Hayatımda birşey değişmedi. Poşete de koysalardı aynı şekilde kitap evime ulaşacaktı. Ama bir farkla, öyle olsaydı mutluluk dalgası o anki gibi içimi gıdıklamayacaktı. Bu bir üslup örneğidir; benim gözümde Robinson Cruose kitabevi kendini diğer kitapçılardan ayıran farklılıklar göstermektedir.

1. Dönemin Sonu ve Yeni Dönem

Posted by: milamber on: Şubat 11, 2010

Okuduğum bölümde 1. dönem nihayete erdi. Yıllar sonra üniversite ortamı ile tanışan biri olarak mutlu ve verimli bir dönem geçirdim.

E-İş, Simülasyon, İş Zekası, Çok değişkenli veri analizi ve öğrenen organizasyonlar derslerini aldım. Veri analizi, İş Zekası (özellikle veri madenciliği) ve öğrenen organizasyonlar konuları ilgilimi çekti. Yeni isimler, kitaplar tanıdım ve okudum; geçmiş yıllara ait öğretici(aynı zamanda ilham verici) filmler seyrettim.

Yakında yeni dönem başlayacak. Almak istediğim dersler : Proje Yönetimi, Müşteri İlişkileri Yönetimi, Veritabanı Yönetimi, (Games and Decision Making in Management Science) !?, Yazılım Geliştirme ve İyileştirmeler. Tabi bu muhtemel liste, bazılarını değiştirebilirim.

Yoğunlaşmak istediğim konu veri madenciliği, makina öğrenmesi, veri analizi. Bu konularda paylaşıma her zaman açık olduğumu burada belirteyim.

Yeğenimin Selamı

Posted by: milamber on: Eylül 20, 2009

Bayram namazı kılıyoruz. Ben ve 8 yaşındaki yeğenim yan yana, babası ise bir sıra arkamızdaki safta… Namazın âdabına ne kadar uygun tartışılır, yoğun konsantre olmadığımdan olsa gerek; ellerini bağlamış, kafasını bir o yana, bir bu yana çeviren, bazen arkasına dönüp arkadakileri inceleyen yeğenimi farkedebiliyorum.

Tâhiyyat’dayız ve selam vereceğiz : “Esselamu Aleyküm ve Rahmetullah” derken sağ omzuma doğru, yeğenimle göz göze geldik; duyulacak bir sesle veririm selamımı, buna karşılık yeğenim de bana “Selamun Aleyküm Amca” demez mi! ;)

Etiketler: , ,

Marmara Üniversitesi Tezsiz Yüksek Lisans Başvuru Süreci

Posted by: milamber on: Eylül 16, 2009

Marmara Üniversitesi’nde tezsiz yüksek lisans programlarından biri olan Yönetim Bilişim Sistemleri ve Mühendisliği (MIS) bölümüne başvurdum. Bu yazımda, başvuru sürecini anlatmak ve bu bölümü düşünen adaylara başvuru süreci hakkında rehber olmayı amaçlıyorum.

Yönetim Bilişim Sistemleri ve Mühendisliği bölümü, Endüstri Mühendisliği’ne bağlı, eğitim dili ingilizce olan sayısal bir bölümdür. Amacı; işletme süreçlerinin, bilişim teknolojilerini kullanarak daha verimli ve hızlı gerçekleşmesini sağlamaktır. Şirkete ait her türlü verinin(data) etkin kullanımı ile daha isabetli kararlar alınmasının sağlanması ve karar-vericilere(decision makers) işe yarar enformasyon ve bilginin sunulması gibi görevleri de içermektedir.

Bölüme başvurular için gerekli olanlar(evraklar haricinde) şu şekildedir: Yazının devamını oku »

Mahalle Baskısı

Posted by: milamber on: Ağustos 11, 2009

İstanbul’un hareketli mahallelerinden birindeyiz; saat 22:30, bir grup genç saatin kaç olduğundan habersiz yüksek sesle, kimi zaman bağırarak birbirleriyle konuşmaktalar…

Gençlerden biri henüz içtiği kola şişesini yere atıyor; yer cam kırıkları ile dolu şimdi, yetmezmiş gibi evlerinde sakin sakin oturan mahalle sakinlerinin ürkmesine de sebep oldu. Onca apartman dairesi sakinlerinden sadece yaşlı bir teyze cama çıktı ve gençle arasında şu konuşma geçti:

Teyze : Evladım, bu saatte elindeki şişeyi neden yere atıp kırarsın?
Genç : Sanane!
Teyze : Hiç yakışıyor mu bu tür davranışlar sizlere? (cılız bir sesle ve konuşma burada biter).

Kısa ve öz; “Mahallelinin lakaydlığından ötürü gelinen nokta budur”. Başka durumlar için kullanılan(türban, başörtüsü vs.); aslında bu gibi durumlarda lazım olan “mahalle baskısı” hayli yetersiz. Öncelikle kendime ve sonra sizlere soruyorum : “Nerde o eski ağabeyler, babalar?”. Öyle ağabeylerden ve babalardan bahsediyorum ki, mahallenin namusu, arsız durumların koruyucusu olsun. Kendi davranışları ile gençlere örnek olduğu gibi, onları hizaya sokan, yeri geldiğinde iyi birer danışman olanlar nerede?

Bazen düşünüyorum: apartman dairesi değil, hapishane hücrelerinde yaşıyoruz…

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.