Posted by: milamber on: Temmuz 8, 2009
Posted by: milamber on: Haziran 30, 2009
İş Tanımı
Sürekli gelişim içinde olan ve büyüyen X Firması olarak merkezimizde bizimle çalışacak Bayan Prova Mankeni arıyoruz.
Aranan Nitelikler
*1.75 boy *38 beden *Göğüs 90 *Bel 68-70 *Kalça 94-96
Yukarıdaki iş ilanını yerme niyetinde değilim. İş tanımına göre aranan nitelikler elbette, “üniversite mezunu, office uygulamalarına hakim, 2-5 sene iş tecrübesi olan” şeklinde olması beklenemezdi.
Dikkati çekmek istediğim nokta; işsizlik artar, kalifiye elemanlar da bundan nasibini alırsa “Aranan Nitelikler” bölümü yukarıdaki özellikleri aratır cinsten olacaktır.
Posted by: milamber on: Haziran 28, 2009
Açıkcası seni fazla tanıyamadım; belleğimde kalan, “black or white”, “smooth criminal”, “billie jean” adlı ritmi çok hoşuma giden şarkılar ve harika dansıyla, elbette “ay yürüyüşü(moonwalker)” ile sen varsın.
Yine de seni güzel anılarla hatırlıyorum ve hatırlayacağım. Güle güle, Allah yolunu açık etsin!
Posted by: milamber on: Haziran 10, 2009
Gazetede ilanı gördü. Özgeçmişini güncelleyerek başvuruda bulundu ve beklemeye başladı. Bir hafta sonra kendisini iş görüşmesi için çağırdılar. İçine huzur kapladı, gerekenleri yaparak kabul edileceğinden emindi. Uzun bir aradan sonra tek bir kıl bırakmadan güzelce traşını oldu, takım elbisesini giydi, saçlarını taradı.
Yarım saatlik tekdüze bir görüşmenin ardından kendisini arayacaklarını söylediler. İşe “KABUL EDİLMEDİ”.Internet sitesinden ilgili iş ilanını gördü. Özgeçmişine birkaç özellik daha ekleyerek ilana başvurdu. Bir hafta sonra görüşme için çağırdılar. Güzelce traşını oldu, ciddi bir elbise giydi, saçlarını taradı. Bu sefer kabul edileceğini emindi; zira özgeçmişine birkaç sağlam referans da eklemişti. Görüşmeye girdi; referanslarını vurgulayarak kendince güzel bir anlatım gerçekleştirdi. İşe “KABUL EDİLMEDİ”.
Tecrübemiz var, iyi bir eğitim almışız, “iş görüşmesine nasıl gidilir” biliyoruz, kendimizi elimizden geldiğince ifade etmeye çalışıyoruz; ama neticede olumsuz cevap alıyoruz.
Bir de aşağıdaki örneği inceleyelim: Yazının devamını oku »
Posted by: milamber on: Haziran 8, 2009
Çocuklara sorumluluk bilinci nasıl aşılanır? Her daim her şeyi bilen; fakat tek sorun “zamansızlıktan” icra edemeyen biz büyüklere bu sorumluluk nasıl hatırlatabilir ve çocuklarla bir araya gelmeleri sağlanarak neler yapmaları sağlanabilir?
Uygulamalar
Posted by: milamber on: Haziran 3, 2009
Geçen yazımda Bloxorz adlı puzzle oyununu tanıtmıştım. Bu tarz, ilerisini göz önünde bulundurarak oynanan oyunlar hep hoşuma gitmiştir. Eğer sizler de benim gibi bu tür oyunlara düşkünseniz, nette oynayabileceğiniz başka bir oyunu tanıtayım : Sokoban
Sevgili turkuaz rengindeki kutumuz, bizim “depocumuzu*” temsil ediyor. Diğerleri de hedef bölgelere yerleştirilmesi gereken kutular. Yeni başlayanlara, “David W. Skinner” tarafından tasarlanmış “Microban” adlı bölüm setini tavsiye ederim.
* Sokoban, Japonca’da depocu adam anlamına gelmektedir.
Posted by: milamber on: Mayıs 31, 2009
Beni kısa sürede etkisi altına alan bir puzzle oyunu ile tanıştım : Bloxorz
Bloxorz, Flash ile kodlanmış bir zeka oyunu. Dikdörtgen prizması şeklindeki nesnemizi, klavyenin yön tuşları ile yuvarlayarak hedeflenen boşluğa düşürmeye çalışıyoruz. Her ne kadar basit gibi gözükse de; yanlarda ve ortadaki boşluklar, istemdışı parmak hareketlerimiz prizmamızın uçurumdan düşmesine sebep olabiliyor.
Oyun, toplam 33 bölümden(Stage) oluşuyor. Her bölümün kendine özel bir “bölüm kodu” var. Bu sayede, verilen kodları kullanarak ilgili bölüme sonradan erişmek mümkün olabiliyor.
Posted by: milamber on: Mayıs 14, 2009
Yürüyerek eve gidiyorum. Caddenin karşısından genç bir kadın ve erkek, konuşarak ve yarı acele adımlarla gelip önüme geçtiler. Erkek biraz önde, kadın ise arkadasında ve ben de kadının yanındayım.
Kadın, konuşmanın doğal akışı esnasında, sanki birşeyin farkına yeni varmış bir eda ile şöyle dedi : “Deminden beri konuşuyoruz; sen bir adım önde ve ben de arkandayım. Arabistan’dayız gibi hissettim kendimi.”
Ben ise, konuşmaya mecburiyetten iştirak etmiş biri olarak, şu cümleleri sadece içimden geçirebildim. “Evet, adam önde ve sen arkadasın; yabancı bir erkek de senin yanında. İşte, gerçek modernlik
“
Posted by: milamber on: Mayıs 5, 2009
Çocukluğumu hatırladım. Kişisel kimliğimin oluşmasında büyük bir pay sahibi olan eski mahallem aklıma geldi. Aslında hala aynı yerde ikamet ettiğimden ötürü onu eski* diye yaftalamamam gerekir; fakat o kadar çok şey değişti ki…
Sokaklar daha güvenliydi şimdikine nazaran, komşuluk ise daha belirgin. Anneler her zamanki gibi tembihlerini peşin peşin sıralar, gönül rahatlığıyla sokağa salarlardı yavrularını. Hem de ne tembihlerle, ahlak ve görgü kuralları gibi yer etmiş kurallardı bunlar bir çocuk için.
“Fazla koşup da terleme”,
“Terliyken su içme”,
“Arabalara dikkat et”,
“Kavga etme”,
“Dayak yeme”,
“Başkasını kapımıza getirtme”,
“Mahalleden uzaklaşma”,
“Camdan baktığım zaman seni göreceğim”
ve daha nicesi.
Çocuk ise, tüm masumiyetini takınarak söylediği “Peki anneciğim” cümlesi ile soluğu dışarda alırdı. Sonrası malum: gelsin oyunlar, türlü türlü yaramazlıklar. Burası çocukların talim, terbiye arenasıydı adeta. Sokak terbiyesiydi edinilen, bir çocuğun dışarı ile ilk buluşması, hayatta kalması için gerekli olan herşeydi.
Yazının devamını oku »
Posted by: milamber on: Nisan 13, 2009
Çocukların kağıt, kalemle daha bir haşır neşir olması adına oyunlar bulmamız ve yavrularımızı bu tür oyunlara yönlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Zira, çocuklarımız hislerinin köreldiği bir ortam olan TV karşısında(ne yazık ki sabahtan akşama kadar bu ortama kendilerini bağlıyoruz) sürekli hazır enformasyon edinmektedir. Dokunmadan, hissetmeden, muhakeme etmeden edindikleri enformasyon, bilgi haline dönüşemeyecek; belki aileleri yanında söyledikleri takdirde “Ne kadar bilmiş benim oğlum ya da kızım” sözlerinden öte kendilerine bir fayda sağlamayacaktır.
Sözün özü; çocuklarımıza vereceğimiz eğitim ve sunacağımız oyunlar onların gelişimi için çok önemlidir. Onların ileride bağımlı bireylerden ziyade, “üretken”, “yaratıcı” bireyler olmaları ve “katma değer üreten insanlar” (tabiri uygunsa) olmaları, milletini ileri seviyelere taşımaları biraz buna bağlı. Yazının devamını oku »